Koronavirüs salgınına karşı başlatılan 'evde kal' çağrısının yönetilmesindeki psikolojik sürece dikkat çeken Doç. Dr. Neslim Güvendeğer Doksat, kişisel karantina dönemi boyunca, psikolojik ve fiziksel sağlığın önemine yönelik 14 tavsiyede bulundu.
Üç hafta öncesine kadar çoğu insanın koşuşturma içinde bir hayatı vardı.
Yetiştirilmesi gereken işler, yetişilmesi gereken toplantılar ve diğer ciddi sorumluluklarla zamanın nasıl akıp gittiğini dahi anlayamıyorduk.
Yorgun şekilde evlerimize gelip bir sonraki günümüzü planlarken, temel ailesel sorumluluklarımızı yerine getirmek dışında, evdekilerle neredeyse hiç görüşemiyorduk.
Koranavirüs tehlikesi kapımızı çaldığında ve hepimizin evde kalması gerektiği gerçeğiyle yüzleştiğimizde, çoğumuz değişik ruhsal hallere büründük.
Bazı kişiler hastalığa yakalanmaktan aşırı derecede endişe etti. Olumsuz ve kaygı tetikleyici abartılı senaryolara ilgi gösterdi. Yakın çevrelerindeki kişileri bu senaryolarla boğdu. Hatalı veya abartılı bilgi yaydı. Hem kendileri panikledi, hem toplumda amacını aşacak şekilde tedirginliğe yol açtı.
Bu durum, toplumda ruhsal hastalık zemini olan bazı kişilerde çeşitli ruhsal hastalıkları alevlendirdi. Gençler ve yetişkinlerde, yaygın kaygı (anksiyete) bozukluğu, hastalık hastalığı (hipokondriyazis), saplantı zorlantı bozukluğu (okb), panik bozukluk gibi ruhsal hastalıkların oranları ciddi şekilde yükseldi ve giderek yükselmeye devam ediyor.
Yaygın kaygı bozukluğu, panik bozukluğa dikkat
Bu gibi ruhsal hastalıkların kişilerin bağışıklık sistemlerini zayıflattı gerek teke tek iletişimlerinde gerekse de sosyal medya üzerinden sağlığını ve fiziksel hastalıklara olan yatkınlığı arttırdığını biliyoruz.
Ayrıca, bu bireyler hastalıklı kaygılarını, gerek yansıyan kaygı gerekse de resmi verilere güvensizlik akımı şeklinde topluma enjekte ederek, insanları korkuya ve kaosa (kargaşaya) sürüklemek konusunda risk oluşturmaktadır.
Çağrıya ilk uyan grup
Bilinçli bireyler ilk aşamadan itibaren konuyu önemseyip gereken tedbirleri aldıktan sonra, olağan hayatlarına devam ediyor. Bu kişiler, sağlık otoritelerini ve doğru bilgiyi takip ettikleri için 'evde kal' çağrısına ilk uyan kişiler oldu. Halen de aynı iradeyi sergileyerek, gerçek bilgiye güvenip “evde kal” çağrılarına uyum göstermekteler.
Sağlık otoritelerinin bize sunduğu bilimsel verilere göre bu kişilerin bu salgın hastalık sürecini en az zararla veya zararsız atlatacağını bilmekteyiz.
Yalnızlık ve 724 aynı evi paylaşma gerçeği
Tek yaşayan insanlar için ciddi bir yalnızlık hissi söz konusu. Sıklıkla günlerini sosyal medya veya televizyon ile geçirip temizlik ve ev işi yapmaktalar. Sık yemek ve tıkınma atakları yaşamak gibi davranışlar sergilemekteler.
Çekirdek aileleriyle yaşayanlardan, yoğun hayat temposu gereğince eşlerini akşamdan akşama görmeye alışmış olan çiftler, 7/24 saat aynı evi paylaşıyor olmanın zor gerçeğiyle yüzleştiler.
Aynı evi paylaşan kişilerin her konuda yüzde yüz fikir birliğine varamayacağını bir kez daha gördüler.
Aile içi tartışma ve gerginlik oranları arttı. Okul yerine evde zaman geçirmesi ve ders çalışması gereken çocukların sorumluluklarını üstlenmek bu gerginliği daha da yükseltti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder